Sunam Uyanmaz
Sunam Uyanmaz türküsünün halk arasında en çok anlatılan “gerçek” hikâyesi şöyledir:
Sunam, Anadolu’nun bir köyünde yaşayan, güzelliğiyle dillere düşmüş genç bir kadındır. “Suna” diye anılır ama herkes ona sevgiyle Sunam der. Sessiz, edepli, kimseye kötülüğü dokunmayan bir gelindir. Kocasıyla mutlu bir yuvası vardır; ama bu mutluluk uzun sürmez. Köyde gözü Sunam’da olan, onun güzelliğine aklını kaptırmış biri vardır. Sunam ne bakar ne konuşur, yüz vermez. Ama reddedilmek, o adamın kinini büyütür.
Günlerden bir gün Sunam evde yalnızken köyde bir kavga çıkar. Kavga büyür, biri öldürülür. Suçlu bellidir ama güçlü olanlar suçu örtbas eder. Olan yine güçsüze olur. İftira Sunam’ın ailesine, hatta doğrudan Sunam’a uzanır. Kimi anlatımlarda Sunam’a iftira atılır, kimi anlatımlarda ise onu korumaya çalışan eşi hedef alınır. Sonunda Sunam’ın dünyası bir anda kararır.
Kimi rivayetlerde Sunam’ın eşi öldürülür, kimi anlatımlarda Sunam töre gereği “utanç” sayılarak cezalandırılır. Ama ortak nokta şudur: Sunam, masum olduğu hâlde kaderin en ağır yüzüyle karşılaşır. Bir gece evinden alınır ya da baskına uğrar. O an korkmaz, bağırmaz. Rivayete göre sadece “Ben suçsuzum” der. Ama kimse dinlemez.
Sabaha karşı Sunam’ın cansız bedeni bulunur. Köylüler başına toplanır. Annesi başucunda ağıt yakar, “Uyan Sunam, güneş doğdu” diye seslenir. Ama Sunam uyanmaz. O söz, ağıt olur; ağıt zamanla türküye dönüşür.
Türküde geçen “Sunam uyanmaz” sözü, sadece bir uykudan uyanamamak değildir. Haksızlıktan, zulümden, geri dönülmez bir ölümden uyanamamaktır. Bu yüzden türkü dinlenirken bir kadının sessiz çığlığı, bir annenin yanan yüreği hissedilir.
Sunam Uyanmaz türküsü, Anadolu’da iftiraya kurban giden, sesi duyulmayan, masum kadınların ağıdı olarak söylenir. Sunam artık tek bir kişi değil; susarak toprağa düşen nice hayatın adıdır.